Dil-Imge-Güncel
Sanat
Konu
imge yaratmanin sancilari olunca tastamam, basi sonu belli olan
bir yazi çikarmak, cümle içindeki sözcükler,
paragraflar içindeki cümleleri ve metin içindeki
cümleler arasinda çözülemez organik kenetlenmeler
olusturmak su an için çok zor gibi görünüyor.
Hemen baslangiçta böyle bir olanaksizligin sözlesmesini
yapmak istedigimi itiraf etmeliyim. Giacometti de Etricts’de
(1)(Yazilar) böyle bir sözlesme
yapiyor. Belki metin giderek ete kemige bürünür,
kendi ritmini ve yasalarini da yaratir.

Goya, “Great Deeds! Against the Dead”, 1810-20,
Sensation Exhibit Catalog (London, 1999).
Görsel
sanatlarin her hangi bir daliyla ugrasanlar, bizler, “sanatçilar”,
nasil bir “imge” batagindayiz! Imgelerimize pek
bagliyizdir diyor Bilge Karasu (2). Onlara
yöneltilmis her “saldiri” ya da saldiri olarak
görmek istedigimiz, görmege hazir oldugumuz her davranis
bizi çok sert savunmalara götürür. Bu
saldirilarin, ki aslinda örtülü bir saldiridir
bu, en yogun oldugu alan görsel sanatlar, resim ve heykel,
özellikle de güncel sanat pratikleri.
Ama
ben çok sert savunmalara girismekten öte Kant’in
akli içten elestirmesi gibi kendimizi böyle bir
elestiriden geçirerek, ne denli zor bir alana saplanip
kaldigimizi, imge yaratma ve bilgilendirmedeki sinirlarimizi
anlamaya ve yazgimizi kabullenmeye çalisacagim. Yazinsal
olanin görsel olana olan iddiasiyla baslamak istiyorum
i_e. W.J.T.Mitchell (3) “Imge ve Sözcük
ve Dilsiz Siir-Kör Resim” adli makalesinde Freud’dan
alinti yaparak, resim ve heykelin, konusabilen siire oranla
benzer sinirlamalar altinda oldugunu ve yetersizliklerinin nedenini,
bu iki sanat türünün de bir seyi ifade etmek
için materyali manipule ediyor olmalarinda yattigini
söylüyor. Bilge Karasu bireysel düzeyden kültür-tarih
çerçevelerine dek uzanan sayisiz imge dizilerinin
at oynattigi yer olarak, geçmisin, gelecegin düzayak
bir öyküsü olmaktan çok o geçmisi
ya da gelecegi kendi gününün gözü ile
kurmasi açisindan imge üretiminde romani birinci
sirada görüyor:“Roman katmerli bir imge üreticidir.
Orada betimlerin konusu, “betim” adi verilen etkinligin
sinirlari da bizi birtakim baska imgelere götürür.”
(4) Kültür tarihi bir anlamda resimsel
ve dilsel göstergeler arasinda süregelen bir üstünlük
savasinin tarihidir de. Kastettigi seyin kendisi ve dogal bir
imgesi olan sözcük vardır. Sözcük ifadeci
bir imgedir. Yazinsal olan görsele hep üstün
mü tutuldu! Sözgelimi Diderot’da da söz
konusu olan, tablonun kökenini olusturan yaziyi bulmaktir.
Böylelikle resim üstüne elestiri yazisi yazmak
(ayni zamanda imge okumak) son derece normaldir çünkü
resim genelde bir yazi üstüne elestiridir.(5)
(Michel Butor)

Jake and Dinos Chapman, “Great Deeds! Against the Dead”,
1994, mixed media with plinth, 277x244x152 cm. Sensation Exhibit
Catalog (London, 1999).
Imgeyi
tanimlamak bir yere kadar mümkün görünüyor:
Imge önce sözcüklerin, düsüncelerin
ve zihindeki nihai referanslarin altinda yatandir sonra da basilmis,
boyanmis ya da bilinç yüzeyine çıkarilmis,
yansitilmis harici ve dahili deneyim izlenimidir. Imge, insan
arzusunun dogal varligidir. Imge, insanin dogal olmayan elemanlari
dünyaya, zamana, bilince ve tarihe yerlestirerek bozdugu
ve sembolik aracilarla yabancilastirdigi yapay ve keyfi bir
üründür. Wittgenstein’in dilden, davranis
bilimcilerinin psikolojiden uzaklastirmaya çalistiklari,
Clement Greenberg gibi çagdas sanat kuramcilarinin resimsel
temsiliyetin kendisinden ayri tutmak istedikleri bu yikici,
tahripkar imgeden bahsediyoruz. Ama güncel sanat, sözcükler
ve imgeler arasindaki uçurumun, sözcükler ve
nesneler, kültür ve doga arasindaki uçurum
kadar genis oldugunu bile bile, inadina imgeden yana oldugundan
ve anlam artik dilsel bir kosullanmaya indirgendiginden eski
ile güncel olan arasinda bir kiyaslama yapmamiz ve bilgilendirme
sinirlarimiza bakmamiz, eskinin imge zenginligini ve derinligini
yeninin-güncelin rakiplerini anlamamiz hatta kabullenmemiz
gerekiyor bir ölçüde. Imge yaratma ve bilgilendirme
derinligi açisindan yazinsal olanla basa çıkan
örnekler ne yazık ki çok çok eskilere dayaniyor
ve orada kaliyor.
Imge
yaratma ve bilgilendirme söz konusu oldugunda görsel
sanatlarla özellikle de güncel sanat pratikleriyle
yazinsal metinler söz konusu oldugunda biz sanatçilarin,
“imge avcilari”nin isi hiç de kolay degil
aslinda. Yazinsal metinde göstergeler imgelere dönüsebilir,
anlamli yapilar olusturulabilir, neden/sonuç iliskilerine
baglanir ve sonuçta metin bir öykü olarak kavranmaya
elverisli hale gelir. Sözcük de imgenin “öteki”si
oldugundan, kavramsal sanatin metne yönelmesinin, güncel
sanat pratiklerinin kimi örneklerinde görsel ile yazinsal
olanin birlikte sunulmasinin ya da yazinsali görsel olarak
temsil etmenin bir nedeni de budur. (Emma Kay: Shakespeare metinleri)
Örnegin Freud eski resimlerde ressamin ifadeyi resimsel
olarak vermede ümidi kestiginde içlerinde ressamin
yazili ifadelerini tasiyan etiketlerin, betimlemelerin, resimdeki
figürlerin üzerlerine yerlestirildiginden bahsediyor.
Çünkü yazinsal bir metinde gösterge “imge”
kavramina çok yakindir. Gregory Markopoulos ses ve görüntü
arasindaki siirsel bütünlügü yakalamadaki
çaresizlige, sözcük ve imge çatismalarina
egilir, sesi görüntüye eklerken onu sekteye ugratir.
Ve güncel sanat çogunlukla da figüratiftir.
Nesnelerle reel dünya arasinda semantik bir bag kurabilmek
için figüratiftir.
Oysa
görsel sanatlarda dogal dilin her yönü yansimaz.
Imge sapabilir. “Sözgelisi, müzikte ya da resimde,
iletisim düzeninin ögeleri arasında anlambilimsel
bir iliski yazin sanatinda oldugu ölçüde bir
zorunluluk degildir.” (6)
Yazinsal
olandan baska öteki rakiplerimizden biri de sinema. en
tecimsel olanindan en sanatsal olanina kadar plastik sanatlardaki
imgenin sasirtma ve sok etme açisindan ne yazik ki böyle
bir alin yazisi var. Imgeler izleyicide “anlam uyandirmak”
için çabalayan uyarilar paketidir. Etki, izleyicinin
imge-görüntü ile deneyiminden ne elde ettigine
yani mesajin anlamina iliskin inancina bagliysa Bilgilendirmek
isteyen sanat oysa, anliksalligi asip zamana uzanmak ister,
zamana uzanmalidir. Çünkü sasirtma ve sok imgeyi
ister istemez ultra teknolojik oyunlarla karsi karsiya getirecektir.
(Video, CD Rom oyunları, video klipler, bilim kurgu ve fantastik
sinemadaki görsel efektler)
Birincisi
imge yaratmada ve imgeyi empoze etmede yanibasimizda bekleyen
güçlü rakiplerimiz var. Ikincisi güncel
sanatin kendi rakibi de kendi eski geçmisi, sanat tarihi.
Güncel sanat gündelik bir dili kullanarak, kendini
kati sistemlerden kurtarmayi, hala ayri ve yaygin bir nitelik
olarak geçerligini koruyan gündelik yasama karismayi,
bu alandaki çeliskileri, yasam deneyimlerimize inmeyi
tercih ediyor.(Demien Hirst’ün “Eczanesi”
hayatin icine sizmayi ve bu yoldan saydam ve hizli bir okumadan
yana olmayi tercih etti.

Gillian Wearing, “I’m Desperate”, 1995, photo-performance,
(Art-ist Güncel Sanat Seckisi, No. 2, Ístanbul,
1999.)
Güncel
sanatta imgenin kullanimi ve bilgilendirme, saptirma bizi ister
istemez geçmisin eski örnekleriyle yüzlestirir.
Gelenekçi bir perspektiften bakmak ara ara hiç
de sagliksiz görünmüyor bu noktada. Eski yapitlara
bakmak bilimsel bir dil çözümlemesi isidir.
Burada ögelerin tanimi ve dagilimiyla ilgilenmek zorunlulugu
vardir. Ambrogio Lorenzetti’nin Sienna Yönetim Binasi
için 14.yüzyilda yaptigi Bugon Guverno (Iyi Yönetim)
adli freskosu öncelikle hümanizm öncesi retorik
kültürün bir portresini çizer ve bu fresodaki
figürleri okumak için Aristoteles ile onun karsiti
bir eti_in sözcüleri Cicero veya Seneca arasinda karsilastirmali
bir okuma da gelistirmek zorunludur. Poussin’in “Orion”
adli resminde kör ve dev avci Orion’un resimde iri
ve hareketli bulutlarla bir arada bulunmasinin nedenini anlamak
istedigimizde Natalis Comes’in 17.yüzyıla ait mitolojik
metinlerine basvurmamiz zorunludur. Michalengelo’nun “Kutsal
Aile” kartonunda Meryem’in Yusuf’u iteleyen
kol hareketinden, “kutsal bakire Meryem kültü”nün
korundugu anlamini çikarmak için Gombrich, Epiphanias’in
görüslerine bas vurur. Bütün bu ve daha
bir çok örneklerde, bir biçim belli bir nesnel
durumun mutlak olarak karsiligidir. Anlamin bu denli derinlerde
yatmasi bu yüzdendir. Burada sanatçi bir kavrami
ele alirken, ona karsilik gelecek imler yaratmaya çalisirken,
kullandigi dilin, imgelerin dogru olup olmadigina bakmanin yanisira
onlarin ne anlama geldigine, nasil bir heyecan yarattigina da
yönelir.
Emile
Benveniste’nin “Genel Dilbilim Sorunlari”ni
hatirlayacak olursak, imge ile anlam arasindaki baginti, davranisçi
ögretim terimleriyle dilsel anlatimla durum arasindaki
baginti gibidir.
Güncel sanatin anlam alani neden bu denli derin degil?
Neden onun herhangi bir dogal ya da bilimsel olarak denetlenebilecek
bir bölümlemesi yok? Çünkü önceki
örneklerde, biçim-gösterge simgelestirme sürecinin
bir sonucu oldugundan, kompozisyon karmasik bir imgeler bütünüdür
ve bu bütünde kimi imgeler bir ögenin özelliklerinden
kaynaklanir, ikonografik betimleme ve biçimsellestirme
süreçlerinin sonucudur ve sanatçi gösterge
dizgeleri arasinda biçimin temel nitelik tasidigini hesaba
katmak zorundadir. Bu örnekler tüm tarihsel okumalar
sonucunda bizi bilmedigimiz, sakli kalmis kimi gerçeklere
ulastirarak “sok” eder ve “demek gerçek
buymus” dedirtir.
Kisisel
mitolojiler derin ikonografik okumalara elverisli degildir.
Ask, seks, moda, beslenme, israf ve bolluk, sikilganlik ve heyecan,
siddet, hastaliklar, tip ve ölüm, bilim ve metafor,
basitlik ve karmasiklik gibi farkliliklar güncel sanati
yeni ögeleri degil gerçekte.
Güncel
sanat imgeye, insanla yasam arasindaki baglari bulgulamayi saglayacak
kavrayis sürecinin çikis noktasi olarak bakiyor.
Su an kendi halimizden memnun olusumuzu sarsintiya ugratacak
imgeler ariyor. Imgelerin anlamini, geçerlilik alanini,
yasam açisindan okurun düsgücüyle olan
karsilikli alisverisle belirlemekten yana. Kisisel mitolojiler
ve itiraflar: Bana kendini öyle anlat ki içinde
ben olayim. Güncel sanat pratikleri yapitin karsisinda
uzun uzun enerji sarfiyatini reddediyor.
Güncel
sanat etkilemek ister. Ama etki, bilgilendirme ve düsündürmeyi
asar: Gillian Wearing’i sokaktaki insanlara kendileriyle
ilgili bir seyler yazmalarini istedikleri bos kartonlar vermesi
ve bunlarin foto-performanslari bulus ve anlik bir etkiyle sinirlidir.
Guncel
sanatin yakin durdugu bir baska alan da reklam dili. Çünkü
reklam dili, göstergelerin dogrudan dogruya, sapmacasiz
iletildigi bir dil ve yapitin hizli okunmasinda daha tatminkar
sonuçlar doguruyor. Yapittan daha ileriye gidilmesi gerektigine
inanan güncel sanat, bilgi nesnesi olarak sanat, gerçekte
yapittan daha ileriye gitmek imkansiz gibi görünüyor.
Çünkü araçsal aklin yasantimizdaki rolünün
gerekliligi eskisi gibi degil artik. Metafor zihni bilinmeyen
dünyalara açar.(7)

Baltazar Torres, “Landscape in Progress”, 2000,
mixed media, 78x145x70 cm
(Catalog, Christian Marinotti Edition, Fine Arts Unternehmen
Books, Milano, 2002)
Tüm
bunlardan sonra sanat bir bilgi nesnesi olabilir mi? Ya da sanat
hangi noktaya kadar bir bilgi nesnesine dönüsebilir?
Ultra teknolojiyle her yerdeki bilgiye ulasilabilir oldugundan
bilgi artik eski gizemini de yitirdi. Güncel sanatta imgenin
düstügü açmaz, artik ikonografik bir okumayi
gerektirecek kadar zengin metaforlarin tükenmis olmasindan
kaynaklaniyor. Güncel sanat, böylesi bir imgeye ulasmanin
yolunu “kullanilmis imgeleri” yeniden kullanmakta
bulmaya çalisiyor. Metnin bu noktada bir siginak haline
gelmeye baslamasi da rastlanti degil. Zaman zaman da geçmiste
yaratilmis büyük imgelere basvurmak da baska türlü
bir çare oluyor. “Sensation” sergisinde Jake
and Dinos Chapman, Bosch’un “Yeryüzü Zevkleri
Bahçesi”ndeki tuhaf figürlerden yararlanarak
çift cinsiyetli tuhaf çocuklar yarattilar, Goya’nin
“Büyük Kahramanlar! Ölüme Karsi”
resmini heykel olarak yorumlamaladilar. Örnegin kavramsal
sanatin öne sürdügü iddia da yeni olamadi.
Ona göre, simdiye kadar yapitin düsündüren
degil, yalnizca göze hitap eden tarihten bir parça,
bir eglence araci olusu yerini bulmayan bir yargiydi. Gerçekte
Michalengelo’nun kartonu izleyici için bir eglence
araci midir yoksa son derece yorucu bir çözümleme
mi gerektirir? Günümüzde sanat yapmanin tüm
yollari sonunda döndü dolasti post modernizmin eskimis
reçetesine uydu: Eski ve yeni; artik ikisi de mesru.
16.yüzyil boyama teknigi ve modlenin artik güncel
sanat pratiklerine ters dügtügünü kim nasıl
öne sürebilir? Hatta “Çagdas sanatta
ürünün eski fiziksel sinirlari asip özellikle
içinde yer aldigi mekansal baglamini yapita dahil etmesi
de yeni bir sey degil bu durumda. Bosch’un Altar Panosu
ancak yer aldigi mekanla okunabilir ve üstelik o mekanin
bir tarihi vardır. Çagdas sanatin mekanla birlikte belli
bir tarihe uzanmak arzusundan dolayı geleneksel mekanlara yönelmesi
bosuna midir? Her ne olursa olsun imge mental durumumuzdan bir
sapmaya yol açar. Güncel sanat ürünleri
yapitin karsisinda uzun uzun enerji sarfiyatini bu yüzden
reddetmek zorunda kaldi. Çünkü sadece yazinsal
degil kulvarda ona kafa tutan bir de reklam dili var. Barbra
Kruger’in bu dili kullanmasi yerindeydi bu yüzden.
O dille mücüdele etmek yerine onu kullanmak, imgeleri
dogrudan dogruya, sapmacasiz iletmek ve yapitin hizli okunmasinda
daha tatminkar sonuçlar yakalamak. Yine de kanimca farkli
nesneleri ayni anda biraraya getirildiginde nesnelerin farkli
tarihleri de bir araya getirilmis olur ve bu da bir metaforun
yaratilmasi için bir ön kosuldur.
Güncel
sanatin ulastigi sonuç bize “demek gerçek
buymus” dedirtmez. Onun pesinden kostugu bir gerçek
yoktur. Sanatsal yaratim insanlarin kendilerini tanimladiklari
paradigmatik bir tarz haline geliyor. Gerçekligin kendisinin
çok zayif bir ideal daha çok örtülü
bir bencillik oldugu kanisi nedeniyle ya da çagdas ideallerin
yapisi ne olursa olsun, ahlaki yargilari akilla degistirilmeyen
salt yansitmalar olarak gören öznelci bir bakis nedeniyle
bunlar çikmaz olarak görülebilir. Yaklasik
iki yüzyildir sanatçiyi kahramanlistırma, onun yasaminda
insan olmanin esasini görme ve ona bir kahin, kültürel
degerlerin yaraticisi olarak saygi duyma egilimi var. Ama örtüsen
bir nokta var eski ile yeni arasinda güncel arasinda: Sanat
esas olarak gerçege öykünme “mimesis”
olarak tanimlanmiyor hala....Kendini kesfetme hayal gücü
gerektirir. Yasamlarinda özgünlügü elde
edenlerin “yaratici” olduklarini düsünürüz.
Ve sanatçi olmayanlarin yasamini sanatsal açidan
tanimlamamiz, sanatçilari kendini tanimlayabilen paradigmatik
kisiler olarak görme egilimimizle uyum içinde. (Charles
Taylor: Modernligin Sikintilari s.51)
Imgelerin
çok netlestirildiginde okuma sinirlari daralacagindan,
metaforik önermeler yine de tek çare gibi görünüyor
ya da Greenberg gibi imgelerden tamamen kurtulmak mi gerekiyor?
Belki de imgelerin sasirticilik ya da sok etme hedeflerden siyrildiginda
çekiciliklerini kazanabileceklerini söylemek istiyorum.
sok ve sasirtma geçici ve anlik oldugundan böyledir
bu.
Wittgenstein,
(8) “biçimsel kavramlar da sahici
kavramlar gibi, bir islev araciligiyla ortaya konulamazlar.
Çünkü onlarin göstergeleri, biçimsel
nitelikler, islevler yoluyla dile getirilmezler. Biçimsel
niteligin dile getirilisi, belirli simgelerin bir çizgisidir.”
diyor. Güncel sanat “güzel”in pesinden
kosmayi birakti. Çünkü güzel bizi ister
istemez “eser” kavramiyla karsi karsiya birakir
ki bu estetige özgü bir terimdir, oysa güncel
sanat salt estetigi merkez almadigindan dogrudan dogruya “work”
(Is) kavramini benimsedi.
Fakat mental durum bazen öyle yorgun düser ki, gerçekte
kod çözmeyle yorulan bu zihnimiz sasiracak enerjiyi
de bulamaz kendinde. Bugün bienallerde karmasik kurgulara
dayali videonun karsilastigi tek tehlike bu: “Zihin Yorgunlugu.”
Neden
tuhaf seyleri görünce sasiririz? Bosch ya da Goya’nin,
veya Arcimboldo’nun yapitlarinin artik sasirtmadigina
gerçekten inaniyor muyuz? Üstün körü
bir karar olamaz mi bu? Unuttugumuz bir sey var, bu yapitlarin
yapildiklari zamanda uyandirdiklari sok etkisinin o zamana özgü
olusu ve o zamanin da simdiki zamanin verileriyle algilanamaycagidir.
Resmi sanat tarihinde yazilmasi hep güç olmus bir
noktadir bu. Sonuç, beylik bir söyleyisle, sasirticilik
yarin çok normal karsilanabilir. O zaman da güncel
sanatin gelecege uzanmak gibi bir hedefinin olmadigini pesinen
kabullenmemiz gerek. Gunumuzde sanat yapmanin tüm yollari
sonunda döndü dolasti postmodernizmin eskimis reçetesine
uydu: Eski ve yeni, artik ikisi de mesru. 16.yüzyıl boyama
teknigi ve modlenin artık güncel sanat pratiklerine ters
düstügünü kim nasil öne sürebilir?
Yazgimizin bir portresini çizmek için kesin birer
kanit mı tüm bunlar? Simdilik “hayir”. Zaman
gibi yazgimiz da degisecek ve baskalari tarafindan baska portreler
de çizilmeye çalisilacak.
Referanslar:
Yazıdaki
yerinize donmek icin burayı
klikleyin.
(1)
http://www.moma.org/exhibitions/2001/giacometti/start/goflash.html
(2) http://www.lambdalit.org/LBReport/MarApr04/Departedcats.html
(3) Mitchell, J. T. ““Image and Word” and
“Mute Poetry and Blind Painting”” in Art
in Theory: 1900-1990, Charles Harrison & Paul Wood
(eds).Blackwell Publishers.1997
(4) Karasu, Bilge. Ne Kitapsız Ne Kedisiz. Metis
Yayınları, İstanbul, 1994.
(5) Butor, Michel. Michel Butor Üzerine Dogaçlamalar,
translated by İsmail Yergüz. Yapı Kredi Yayınları,
İstanbul, 1996.
(6) Göktürk, Aksit. Okuma Ugrası. İnkılap
Kitabevi, İstanbul, 1988).
(7) Taylor, Charles. Modernliğin Sıkıntıları,
P. 51. Ayrıntı Yayınları, İstanbul,
1995.
(8) Wittgenstein, Ludwig. Tractatus Logico-Philosophicus, translated
by Oruç Aruoba. Yapı Kredi Yayınları,
İstanbul, 1996.
Ferhat
Özgür
Art-Íst
Guncel Sanat Seçkisi, Sayi 3, Ístanbul, Aralik
1999.